Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 5 September 2009, 02:35
Yorgun Yürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yorgun Yürek Yorgun Yürek isimli Üye şimdilik offline konumundadır
♥ GüLerken AğLadığını,MutLu OLanLar BiLmez
 
Kayıt Tarihi: 3 March 2009
Mesajlar: 35,077
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Standart Cevap: Jürgen Habermas Kimdir-Felsefesi-Sözleri-Eserleri

Kamusal Alan

Jürgen Habermas kamusal alan (public sphere) kavramı üstüne yoğun olarak yazmıştır. 18’inci yüzyılda Fransa’daki "café"lerde (coffee houses) geçen diyalogları kullanmıştır. Politik sorunların akılcı tartışıldığı yer kamusal alandı ki burjuva kültürünün kahvehaneler entelektüel ve edebiyat salonları ve yazılı basın gibi merkezler etrafında gelişmesiyle parlamenter demokrasi mümkün olabilmişti. Bu da Aydınlanmanın eşitlik insan hakları ve adalet ideallerini ileri götürebilmişti. Halk alanında bir çeşit akılcı fikir alışverişi ve eleştirel tartışma normu kılavuzdu ve kişinin tartıştığı fikirlerin gücü kişinin kimliğinden daha önemliydi.

Habermas’a göre bu etkenlerin değişkenleri nihayetinde Aydınlanmanın burjuva halk alanının çürümesiyle sonuçlandı. En önemlisi yapısal güçler özellikle de ticari kitle medyası öyle bir durumla sonlandı ki medya daha çok bir emtia –mal tüketilecek bir şey oldu— halk tartışma alışveriş alanı aracı yerine.

Habermas bu alanı hem onu destekleyen gerçek bir içselyapısal hem de eleştirel politik tartımın yeşermesine yardım eden normlar ve pratikler olarak tanımlar. Kamusal alana bir kavram olarak bakmak ile tarihsel bir oluşum olarak bakmak arasında ayrım yapar. Görüşüne göre kamusal alan fikri şu tasarımı da içerir özel varloluşlar bir halk varoluşu olarak beraber gidecek ve akılcı mutaalalarla devleti etkileyecek karar alımlarıyla uğraşacaktır. Tarihi bir yapılanma olarak halk alanı aile yaşamından iş dünyasından ve devletten ayrı bir “uzam” içerir.

Baş eseri Theory of Communicative Action -İletişimsel Eylem Kuramı- (1984) kitabında ekonomik ve yönetimsel akılcılaşma güçlerinin yaptığı tek yanlı modernleşme sürecini eleştirmiştir. Habermas günlük yaşamımızda resmi sistemlerin artan müdahalelerini refah devleti tekelci büyük şirket kapitalizmi ve kitle tüketim kültürü gelişmeleri paralelinde işlemiştir. Bu zorlayıcı eğilimler halk yaşamının gitgide daha geniş sahalarını akılcılaştırmaktadır bunları etkililik ve denetimin genelleştirici mantığına indirgemektedir. Rutin politik partiler ve çıkar gurupları katılımcı demokrasinin yerini alırlar toplum gitgide artarak yurttaşların girdilerinden uzak düzlemlerde yönetilmektedir. Sonuç olarak halk (kamusal) ile özel birey ile toplum sistem ile yaşamdünyası arasındaki sınırlar bozuklaşmaktadır. Demokratik halk (kamu: public) yaşamı yurttaşlara halkca önemli sorunları tartışabilmelerine kurumların izin verdiği yerlerde gönenebilir. “İdeal konuşma durumu”nun ("ideal speech situation") ideal bir tipini tanımlar; aktörler eşit tartışım yetenekleriyle donatılmıştır birbirlerinin temel toplumsal eşitliğini tanırlar ve konuşma ideoloji ya da yanlış kabullerle çarpıtılmaz.

Habermas kamusal alanın yeniden canlandırılması konusunda iyimserdir. Ulus-devleti etnik ve kültürel benzerlikler temelinde aşmakta olan politik toplumun eşit haklar ve yükümlülüklü yurttaşların yasal koruma donatılı olması halinde yeni dönemdeki geleceği için ümitlidir. Demokrasinin bu değişkenlikli kuramı (discursive theory of democracy) öyle bi toplum gerektirir ki birlikte politik istem belirleyebilsin ve bunu yasama sistemi düzeyinde uygulayabilsin. Bu politik sistem eylemci bir kamusal alan gerektirir burada ortak çıkar sorunları ve siyasi konular tartışılabilir ve kamuoyunun gücü karar verme sürecini etkileyebilir.

Bazı önemli akademisyenler Habermas’ın kamusal alan görüşüyle ilgili çeşitli eleştiriler yapmışlardır. John Thompson University of Cambridge sosyoloji profesörü Habermas’ın kamusal alan görüşünün kitlesel-medya iletişimlerindeki katlanarak büyümeden dolayı modasının geçtiğini savunur. San Diego University of California’dan Michael Schudson daha genelde tartışır kamusal alan saf akılcı bağımsız tartışmanın hiçbir zaman varolmadığı bir yerdir.

Avrupa kamusal alanında laiklik ve dinin yerine dair görüşlerini dile getirdiği 2004’de yayımlanan Geçiş Zamanı adlı kitabında yer alan "Tanrı ve Dünya üzerine" başlıklı makalesinde geçen şu ifadesiyle takipçilerini şaşırtmıştır Habermas: "Batı uygarlığının dayandığı özgürlük vicdan insan hakları ve demokrasi kavramlarının temelinde Hıristiyanlık ve yalnızca Hıristiyanlık yatar." Ayrıca Habermas'a göre "bugün hâlâ bu temelden faydalanıyoruz - başka bir seçeneğimiz yoktur; geri kalan her şey postmodern zırvalamalardan ibarettir"

Habermas bir bilim adamı olduğu kadar halk aydını (public intellectual) olarak da ünlüdür en çok 1980’lerde populer basını tarihçilere (yani Ernst Nolte Michael Stürmer ve Andreas Hillgruber) saldırmakta kullanışıyla ki onlar tartışılır olarak Nazi yönetimini ve soykırımı (Holocaust) genel Alman tarihinden ayrı tutmuşlar Nazizmi Bolşevizme bir tepki olarak açıklamışlar ve Alman ordusu (Wehrmacht)’ın 2. Dunya Savaşındaki kötü ününü kısmen iyileştirmeye çalışmıştılar. Daha yeni olarak Habermas Amerikanın Irak işgaline karşı olduğunu açıklamıştır.

Başlıca eserleri
  • - Strukturwandel der Öffentlichkeit (1962 "Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü");
  • - Erkenntnis und Interesse (1968 "Bilgi ve İlgi");
  • - Technik und Wissenschaft als 'Ideologie' (1968 "İdeoloji" Olarak Teknik ve Bilim);
  • - Zur Logik der Sozialwissenschaften (1970 "Sosyal Bilimlerin Mantığı Üzerine");
  • - Theorie der Gesellschaft oder Sozialtechnologie. Was leistet die Systemforschung? (Niklas - Luhmann'la birlikte 1971 "Toplum Kuramı ya da Sosyal Teknoloji. Sistem Araştırması Neye Yarar?");
  • - Zur Rekonstruktion des histo- rischen Materialismus (1976 "Tarihsel Materyalizmin Yeniden İnşası Üzerine");
  • - Theorie des kommunikativen Handelns (1981 "İletişimsel Eylem Kuramı");
  • - Der philosophische Diskurs der Moderne (1985 "Modernin Felsefî Söylemi");
  • - Die nachholende Revolution (1990 "Arkadan Yetişen Devrim");
  • - Faktizität und Geltung (1992 "Olgular ve Normlar").
Alıntı ile Cevapla