Tekil Mesaj gösterimi
  #4  
Alt 21 November 2008, 20:04
ceyLin ceyLin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Senior Member
 
Kayıt Tarihi: 21 September 2008
Mesajlar: 15,180
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Unhappy Cevap: *AşK*ın gözyaşı







yanıp tutuşan yüregim
eLbet bir gün sana kavuŞur
sanma ki gören gözLer
baŞka bir gözLe buLuşur

gözÜmdeki yaŞ oLdun yine de akmadın
yeri geLdi taş oLdun yine de bırakmadım
tenimde ki kor oLdun yine de söndürmedim

Ne yaptim sana yarim
beni hiç sevmedin...



Hadi anlat bana benden öncesini......
Ne bakıyorsun yüzüme? Anlatmanı bekliyorum!
Ve işte başlıyor anlatmaya 'eski' aşklarını.. Birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini...



Sessizce durmuş, dinliyorum sevdiğim adamın maceralarını...aşklarını...benden önceki sevişlerini....
Sessizce dinliyorum.
Heyecanla anlatıyor, biraz da korkarak. Korkuyor mu? Bilmiyorum.
bir an önce bitirmesini istiyorum ama bir yandan da hiç bitmemesini hep anlatmasını istiyorum. Anlatırken çok güzel oluyor. dudakları, yanakları, gözleri..hep seyredesim geliyor..
Ama ya anlattıkları, bütün o güzellikleri yok ediyor. 'sus' dememek için kendimi zorluyorum. Olmuyor, yine de dinliyorum işte. Belki de son dinleyişim olacak bu. Belki de...
Sessizce dinliyorum.. Bir macerasından diğerine geçiyor. Hep anlatıyor, durmadan, nefes almadan. Anlıyorum ki o da bir an önce bitmesini istiyor. Ama neden bir türlü bitiremiyor. O kadar çok anısı var ki.



Mesela nerde ne zaman ilk kez öpüştüklerini, bu ilk öpüşmeler o kadar çok ki her seferinde bir ilk çıkıyor karşıma, anlıyorum ki her ilk öpüş bir başkasına ait!

Benimle ilk öpüşmesini anlatacak biri olacak mı hayatında? Benden sonrası olacak mı? diye düşünüyorum. Şu anlattığı ve artık onun için 'eski' aşktan başka hiç bir anlam taşımayan kızlardan biri olacak mıyım? Bu kadar değersizleşecek miyim onun için?
Kalkıp tokatlamak, vurmak, sövmek ve çıkıp gitmek geliyor içimden, yapamıyorum.. Bunları düşündükçe ve sesi kulağıma geldikçe daha bir sessizleşiyorum. Gözlerim doluyor, ağlayamıyorum.



Yine bir ilk öpüşe geldi sıra... Ve yine kalkıp gitmek istiyorum, hareket edemiyorum. Olduğum yerde kaskatı sessizce dinliyorum...

o konuştukça, ben eksiliyorum sanki.. her ilk öpüşte dudaklarım yok oluyor.. Ellerimle yokluyorum arada bir dudaklarımı, yüzümü, gövdemi... Ve bir oh çekiyorum, içimden buradayım, yok olmamışım diyorum. ve bu böyle her 'ilk' de tekrarlanıyor.. Tekrar tekrar yokluyorum vücudumu ve yine buradayım diyorum.



Ve bitti... Sonunda bitti maceraları, aşkları, anlatacak bir şey kalmadı...Ya da artık anlatmamaya karar verdi.. Bilmiyorum…
O da susuyordu artık. Bir şeyler söylememi bekliyordu. Yüzüme bakıyordu.
Bense susuyordum yine.
Benimle yaşadığı ilkleri nasıl anlatacağını düşünüyordum. Heyecanla mı yoksa gözleri dolarak mı? Gözlerinin dolma ihtimali var mı ki?
Benden önce kaç kadını olmuş? Kaç kere söz vermiş ayrılmayacağına?



Düşünüyorum... Yarın ne yapsam? Mesela ne yemek yesem... o an düşünülecek en son şeyi düşünüyorum.. Kendime gülüyorum sonra. Yarınki yemeği düşünmenin sırası mı diyorum. oysa öyle midesine düşkün biri de değilim.

Yanındayken bana dokunmadan, birbirimize dokunmadan duramazdık ama şimdi olabildiğince uzak durmak hatta kaçıp gitmek istiyorum...
Yine susuyorum..



Birden ayağa fırlıyorum. Ne yapacağımı bilmeden etrafıma bakıyorum. Ne işim var diyorum benim burada? Şu karşımdaki de kim? Sevdiğim, tanıdığım adam bu mu? Sahiplendiğim, kendimi verdiğim, hayatımı adadığım, çocuğunu doğuracağıma söz verdiğim adam bu mu? İnanamıyorum, olamaz, bu adam o adam değil, olamaz! Sevdiğim adam bu olamaz!
O sadece bana aitti sadece bana... o benimdi.. çocuğunu doğuracaktım.. Henüz evlenmemiştik ama söz vermiştik bir kere. O sadece bana aitti... Oysa şimdi anlıyorum ki...
Sonra yine oturuyorum ve susuyorum. Ansızın kalkıp yine oturmama bir anlam veremiyor. Ben de veremiyorum...



Bana ait neyin var? diye soruyorum birden.

Şaşırıyor önce, anlamıyor ne demek istediğimi.

— Bana ait neyin var? diye soruyorum tekrar...
— Kalbim, diyor.

Hayır, kalbine de başkaları dokundu, başkaları kullandı, başkaları için çarpıyordu o kalp daha önce.
Cevabı beğenmediğimi anlıyor. Ne diyeceğini bilemiyor ve en sonunda;

— Her şeyimle seninim, diyor.

Hayır, yine yanlış cevap. Anlıyorum ki bana ait hiç bir şeyi yok. Dudakları, elleri, kalbi her şeyi kullanılmış. Hiçbir şeyi kalmamış bana verebileceği.



Dün gece sen uyurken uzun uzun düşündüm sessizce
Gitmeliyim dedim içimden, zarar vermeden bu sevgiye
Öyle güzelsin ki bir an vazgeçtim döndüm geriye
Kıyamadım dokunamadım bile habersizdin her şeyden



Seni terk ettim bu gün… seni terk ettim bu gün
Vazgeçip kendimden… seni terk ettim bugün



Onu terk ediyordum… Terk etmeliydim… Sevgimiz saf, temiz kalmalıydı hatırımızda. Kirletmemeliydik sevdamızı.. Tam kapıdan çıkarken dönüp baktım birden ona ve gelip dokunmak, sarılmak, bir şey olmamış gibi koynunda uyumak istiyordum. Yapamazdım, gitmeliydim. Eskisi gibi ona kendimi veremezdim. Benden başkalarına ait olduğunu düşündükçe bedeninin, gitmeliyim diyordum içimden.



Attıkça adımlarımı koptukça senden
Geçiyordu her şey gözümün önünden
Üzgünüm kahretsin çok üzgünüm
Buraya kadarmış dedim içimden



Seni terke etim bu gün… seni terk ettim bu gün
Vazgeçip kendimden… seni terk ettim bu gün.
Adımlarım beni geri gotürüyorlardı sanki. Ama yine de gidiyordum. Her şey bir bir gözlerimin önünden geçiyordu. Üzgündüm, gitmeliydim. Kalamazdım.. Gidiyordum işte kaçıyordum ondan, kendimden. Sadece onu değil kendimi de orada kollarında bırakıyordum. Kendimden de vazgeçmiştim artık.



Ardımda ellerimi, gözlerimi, dudaklarımı, bedenimi, ruhumu, sevdiğim adamı, kendimi bırakıyordum….

Vazgeçip kendimden seni terk ettim ve gittim sensizliğe doğru, seni çok sevmeme rağmen.
Alıntı ile Cevapla