Tekil Mesaj gösterimi
  #24  
Alt 11 January 2009, 11:15
eLanuR eLanuR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Junior Member
 
Kayıt Tarihi: 1 September 2008
Mesajlar: 0
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Standart Cvp: Medeniyetler Tarihi

Gronikos Çatismasi /


IÖ 334 yazi baslari), Pers Imparatorlugu'nun istilasi sirasinda Büyük Iskender'in kazandigi bir zafer. Sayilari büyük olasilikla 40 bini bulan Persler, Granikos irmagi (Kocabas Çayi) kiyilarinda mevzilenmisti. Iskender'in hücum tabur, karsi kiyidan yagan kargilara karsin irmagin sig yerinden öbür tarafa geçti. Onlari izleyen Iskender, Pers hattinin sol merkezini vuracak biçimde yerlestirdigi komutanlarini harekete geçirdi.

Iskender, Pers Krali III. Dareios'un iki akrabasini öldürdü; kendisi ise süvari birligi komutani Kleitos (Kara) sayesinde ölümden kurtuldu.. Persler bundan sonra dagildi. Iskender'in biyografisini yazan Arrhionos'a göre (IS 2. yy) bu savasta Makedonyalilar yalnizca 115 kayip verdiler.

BÜYÜK ISKENDER'IN GRANIKOS SAVASI

(Valerio Massimo Manfredi'nin Büyük Iskender adli romanindan. Can Yayinlari) Peritas yüzünü yalayarak sahibini uyandirdi; Iskender ayaga firladiginda, zirhini giydirmek için yardimina gelmis iki askerini gördü. Leptine, gümüs bir tepside ona 'Nestor Lokmasi' getirmlsti; kahvaltisi peynir, un, bal ve sarapla çirpilmis çig yumurtaydi.
Hükümdar zirhi ve dizlikleri baglanir, kemeri beline geçirilir, kilici takilirken, ayaküstü kahvalti etti. "Bukefalos'u istemiyorum," dedi çikarken. "Irmagin kiyilari fazlasiyla kaygan ve o çamura gömülebilir. Bana doru Sarmaçya atimi getirin."

Yardimcilari onun seçtigi ati almaya gittiler. Iskender tolgasini sol kolunun altina sikistirip kamp alaninin ortasina dogru yürüdü. Adamlari sira sira dizilmislerdi; her an yeni askerler gelip arkadaslarinin yanindaki yerlerini aliyorlardi. Iskender getirilen atina bindi, önce Makedon ve Thessaliali süvari birliklerini, sonra Yunan piyadelerini denetledi.

Uç birliklerinin süvarileri kampin ötesinde, dogu kapisina yakin bir noktada, mükemmel düzende bes sira olmus bekliyorlardi. Krallari geçerken, sessizce mizraklarini havaya kaldirdilar. Iskender hareket buyrugunu verdigi anda, Kara onun yanindaki yerini aldi. Yürümeye baslayan binlerce atin ve savasçilarin mizraklarinin sesi karanlikta yankilanmaya basladi.

Granikos'un birkaç stadyon ötesinden gelen nal seslerinin ardindan dört haberci karanliktan siyrilip Iskender'in önünde durdular. "Kralim," dedi en öndeki, "barbarlar henüz yerlerinder kimildamadilar; irmaktan üç stadyon ötede alçak bir tepenin üzerine yerlestiler. Kiyida Med ve Iskit gözcüler var onlar bizim kiyiyi da gözlem altinda tutuyorlar. Onlari bütünüyle habersiz yakalayamayacagiz."

"Elbette hayir," dedi Iskender, "ama onlarin ordulari dogu kiyisiyla aralarindaki üç stadyonu kapatana dek bizler irmagin sig yerinden karsiya geçmis olacagiz. O nokta da olan olacak zaten." Sonra özel korumalarina yaklasmalari için isaret etti. "Elverisli bir yer bulur bulmaz karsiya geçecegimizi tüm birlik komutanlarina bildirin. Borazanla çalar çalmaz kendimizi irmaga atacagiz ve olanca hizimizla karsiya geçecegiz. Önden süvariler gidecek."

Korumalar uzaklastilar; az sonra piyadeler durarak yanlarindaki süvarilere, Granikos'a dogru ilerlemeleri için yol verdiler. Gökyüzü, dogudan hafifçe aydinlanmaya baslamisti. "Günesin gözümüzü yakacagini saniyorlardi, ama ay bile göremedik," derken, Iskender Phrygia tepelerin ardindan, güneyden batan hilali gösteriyordu. Elini kaldirarak yaninda Kara ile birlikte atini irmaga sürükledi; tüm Uç Birligi onunlaydi. Ayni anda karsi kiyi da bir nara isitildi, sonra bagirislar giderek çogalip kalabaliklasti; sonunda bir kornonun sesini uzaktan gelen sesler yanitlamaya basladilar. Med ve Iskit gözcüler alarm veriyorlardi.

Irmagin ortasinda olan Iskender, "Borazanlar!" diye haykirdi. Ve borazanlar boguk, iç paralayici tek bir nota ile çalmaya basladilar. Sanki karsi kiyiya yanit verir gibiydiler; çevredeki tepelerde hem kornolarin, hem borazanlariN sesleri yankilaniyordu.

Hükümdar ve askerleri olabildigince çabuk karsi kiyiya geçmeye çalisirlarken Granikos (Kocabas çayi) köpürüyordu. Bir bagiris isitildi ve bir Makedon asker yaralanarak suya devrildi Med ve Iskit kesif kollari kiyiya yigilmis, hedef bile almadan ok yagdirmaya baslamislardi. Baska askerler de boyunlarindan, karinlarindan, gögüslerinden yaralandilar. Iskender kalkanini kaldirdi, doru atini mahmuzlayip asker kalabaligindan siyrildi. Simdi disaridaydi!

"Ileri!" diye haykirdi. "Ileri! Borazanlar!"

Borazan seslerinin daha tiz ve etkileyici olarak yükselmesiyle, atlarini kamçilayarak suyun girdabindan kurtarmaya çalisan binicilerin bagirislarina, karmasadan dolayi heyecana kapilan atlarin kisnemesi de katildi. Simdi üçüncü ve dördüncü sira sudan çikmisti; dördüncü, besinci ve altinci sira süvariler irmaga giriyorlardi. Iskender bu arada kendi birligi ile kaygan kiyiyi tirmanmaya baslamisti.

Arkasindan savas düzeninde yürümekte olan piyadelerin haykirislari ona eslik ediyordu. Düsman öncüler, oklari tükenince atlarina atlayarak, son hizla kamplarina dogru kaçmaya basladilar; kamptan da gürültüler, silah sesleri geliyordu. Savasçi gölgeleri ellerinde mesalelerle, karanligin her yaninda kosuyor, havayi degisik dillerde naralar dolduruyordu. Iskender, Uç Birligi'ni savas düzenine sokup basina geçti.

Bu arada iki hetairoi birligiyle iki Thessaliali süvari birligi onu arkadan ve yanlardan komutanlarinin buyruklarina göre korumaya aldilar. Makedonlara Krateros ile Perdikkas, Thessalialilara Prens Amyntas ve subaylari Enomaos ile Ekekratides komuta ediyordu. Borazancilar, hareketi baslatmak için Hükümdar'in buyrugunu bekliyorlardi.

"Kara!" diye seslendi Iskender. "Bizim piyadeler neredeler?"

Klitos, saflari sonuna dek gözden geçirdikten sonra irmaga dogru bakti ve, "Tirmanmaktalar, Kralim," dedi. "Tamam o zaman, haydi borazanlar! Dörtnala ileri!" Borazanlarin yeniden çalmasiyla on iki bin süvari ayni anda ileri atildilar; atlar kisniyor, Iskender'in gösterisli ve agir Sarmaçyali dorusunun adimlarina uyarak ilerliyorlardi.

Öte yanda, Pers süvarileri telasla toplanirlarken belli bir karmasa yasamiyor degillerdi: Düzene girmis olanlar Komutan Spithridates'in buyrugunu bekliyorlardi. Iki öncü heyecan içinde onlarin yanina varip, "Saldiriyorlar efendim!" diye bagirdi.

"Haydi, beni izleyin!" diye buyurdu Spithridates, daha fazla oyalanacak zamani olmadigini anlamisti. "Su yauna'lari kovalim, onlari yeniden sulara döküp baliklara yem edelim! Haydi! Ileri!"

Kornolar çaldiginda toprak, atesli atlarin yeri çekiç gibi döven nallari altinda titriyordu. Ilk sirada Medler ve çift kivrimli büyük yaylariyla Horazmiler vardi, arkadan kivrik palalariyla Oksian ve Kaduslar, en arkadan da Sakalar ve ellerinde devasa kiliçlariyla Drancanlar gelmekteydiler. Süvariler yola çikinca, çoktan düzene girmis olan Yunan parali askerleri de onlari siki saflar halinde izlemeye basladilar.

"Anadolu'nun askerleri!" diye bagiran Memnones, onlari yüreklendirmek için mizragini havaya kaldirdi. "Satilik kiliçlar! Sizin geri dönecek bir eviniz ve vataniniz yok! Siz yalnizca kazanabilir ya da ölebilirsiniz. Bunu unutmayin, bizlere kimse acimaz, çünkü Yunan da olsak, Büyük Kral'in yaninda savasmaktayiz. Erkekler, bizim ülkemiz onurumuzdur, mizragimiz ekmegimizdir. Caniniz için sava-sin: Elinizde kalan bir tek budur!

Alalalái! Sonra öne atildi; önce hizli adimlarla, sonra kosarak ilerlemeye baslayinca adamlari da ona yanit verdiler: Alalalái!

Cephe düzenini bozmadan komutanlarinin arkasindan giden askerlerin ayaklari topraga degdikçe, müthis bir demir ve bronz gürültüsü duyuluyordu. Iskender bir stadyon uzakliktan beyaz toz bulutunu gördü ve borazancilara bagirdi: "Savas adimlari!" Borazan öyle bir çaldi ki, Uç Birligi iyice costu. Süvariler mizraklarini indirip öne atildilar. Sol elleriyle atlarinin dizginlerini ve yelelerini tutuyor, böylece çarpisma âninda, insanlarla hayvanlar birbirlerine dehset verici seslerle bagirir, disbudak ve kizilciktan yapilmis mizraklar birbirine çarpar, Pers ciritleri havada uçarken hayvanlarina destek oluyorlardi.

Iskender, kilici al kana boyanmis Spithridates'in öfkeyle sag yaninda savastigini gördü, dev Rheoniithres onun solunu korumaya almisti; bunun üzerine atini o yana sürdü. "Dövüs barbar! Cesaretin varsa Makedon Krali'yla dövüs!"

Bunun üzerine Spithridates de atini Kral'a dogru sürüp kilicini sallamaya basladi. Kilicin ucu Iskender'in zirhinin omuzlugunu siyirip boynu ile kaval kemigi arasina batti, ama kilicini kinindan çeken Hükümdar ötekine öyle siddetle saldirdi ki, atinin üzerindeki dengesini bozdu. Vali, yere düsmemek için atina tutunmak zorunda kalinca yani açikta kaldi: O anda Iskender kilicini onun kolunun altina sapladi, ama artik tüm Persler ona dogru gelmeye baslamislardi. Bir ok doru atini yaralayinca, hayvan dizleri üstüne çöktü; o da Rheomithres'in baltasindan kurtulamadi.

Kalkani, darbeyi bir noktaya kadar engelleyebildi; balta metali yardi, keçesini kesip kafa derisine çarpti; bunun üzerine artik atiyla yere düsmüs olan Kral'in basindan fiskiran kanlar yüzüne akmaya basladi. Rheomithres baltasini yeniden havaya kaldirdi, ama Kara o anda deli gibi bagirarak onun üzerine atildi ve agir Illyria kiliciyla kolunu kökünden kesiverdi. Barbar, çigliklar atarak atindan yuvarlandi; kesik koldan fiskiran kan onu henüz öldürmemisti; o anda yeniden ayaga dikilen Iskender, kilicini gögsüne sokarak ona öldürücü darbeyi vurdu.

Sonra Kral, alanda basibos kosan bir ata atlayip tekrar kalabaligin içine daldi. Komutanlarinin ölümüyle korkuya kapilan Pers askerleri gerilemeye basladilar; bu arada Uç Birligi'ne destege gelen hetairoi'ler ve Amyntas'in komutasindaki Thessaliali süvariler de çarpismaya katildilar.

Perslerin süvarileri cesurca savastilarsa da, giderek içeri dalan Uç Birligi yüzünden dagilmaya basladilar; Makedonlarin hafif süvarileri de yanlara dogru dalga dalga yayilmaya baslamislardi. Bunlar hayvan gibi yabanil Trakyali ve Triballi savasçilardi; ok ve mizrak yagmuruna aldirmadan ilerliyorlardi; düsmanla yüz yüze gelip onu kan revan içinde birakmak için atiliyorlardi. Iskender'in arkadaslari Krateros, Philotas, Ephestione, Leonnatos, Perdikkas, Ptolemaios, Seleukos, Lysimakhos krallarini örnek alarak ön safta savasiyor, büyük kayipla veren düsman komutanlarla yüz yüze gelmeye çalisiyorlardi. Bunlarin aralasinda Büyük Kral'in yakin akrabalari di vardi.

Sonra Pers süvarileri kaçmaya baslayinca hetairoi'ler Thessalialilar, Trakyalilarla Triballilerin hafif süvariler onlarin pesine düstüler. Simdi önde pezhetairoi zirhli piyadeleri, bir de Memnones'in saflarini bozmadan, omuz omuza, gövdelerini büyük disbükey kalkanlarla yüzlerini Korinthos tarzi maskeyle koruyan parali askerleri vardi. Her iki ordu avaz avaz:

Alalalái! diye bagirip mizraklarini uzatarak öne atildilar. Memnones'in bir buyruguyla Yunan parali askerleri mizRaklarini hep birlikte kaldirip düsmanin üzerine firlattiktan sonra, ellerini bellerindeki kiliçlara attilar. Piyadelerin toparlanmasina firsat vermeden aralarina daldilar. Düsman cephesini yarmak için Makedonlarin kendilerine özgü o uzun mizraklarini kirmaya ugrasiyorlardi. Parmenion, tehlikeyi sezerek vahsi Agrianlari isin içine soktu; Agrianlar saldirinca, Memnones'in parali askerleri savunmaya geçtiler.

Böyle olunca Makedon piyadeler de toparlanip ön cepheden mizraklar firlatmaya basladilar. Yunan parali askerleri ise Persleri kovalamis geri gelen süvariler tarafindan da kusatildilar ama son soluklarina dek savastilar.

Günes ovayi isinlariyla aydinlattigi zaman cesetler yerde üst üste yigilmisti. Veterinerler yarali dorusuyla ilgilenmeye baslayinca, Iskender Bukefalos'unu istedi ve atiyla muzaffer ordusunun önünde bir geçit yapti. Basindaki yaradan ötürü yüzü kan kirmizisiydi; zirhi Spithridates'in kiliciyla yirtilmisti; bedeni de ter ve toz içindeydi ama o anda askerlerinin gözünde o bir ilahti. Hepsi birden, Philippos'un onun dogusunu müjdeledigi gün yaptiklari gibi mizraklarini kalkanlarina vuruyor,

Iskender! Iskender! Iskender! diye coskuyla bagiriyorlardi. Kral gözlerini pezhetairoi saflarinin en arkasina çevirip yetmis yasindaki General Parmenion'un, bedeninde eski savaslarin izleri, elinde kiliciyla yirmilik bir asker gibi durusunu seyretti. Onun yanina gidip atindan indi, generalini kucaklarken askerlerinin haykirislari gökyüzüne ulasiyordu.
Alıntı ile Cevapla