Tekil Mesaj gösterimi
  #2  
Alt 7 November 2008, 18:56
eLanuR eLanuR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Junior Member
 
Kayıt Tarihi: 1 September 2008
Mesajlar: 0
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Standart Cevap: Kadın Hakları Kütüphanesi ..!!

ANAYASA, YENİ TÜRK MEDENİ KANUNU HÜKÜMLERİ, NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU, CEZA MUHAKEMESİ KANUNU, TÜRK CEZA KANUNU, İCRA VE İFLAS KANUNU, İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK KANUNU, KADIN HAKLARI KONUSUNDA ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER, AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ / AİLENİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN, ADLİ YARDIM HAKKINDA HUKUKİ DÜZENLEMELER)



Türkiye’de Kadın Hakları konusundaki hukuki düzenlemelerin bazıları aşağıda belirtilmiştir.

Ancak, kanunlarla kadınlar lehine yapılan düzenlemeler, bu düzenlemelerden bilgi sahibi olan, haklarını bilen ve kullanan kadınlar olduğunda işlev kazanacak ve amacına ulaşacaktır.

İş bu amaçla kadınları, bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, genel nitelikteki haklarını, her türlü şiddete karşı hangi yasal hakları olduğunu, neler yapılabileceğini, evlilik içinde eş ve anne olarak konumunu, haklarını, boşanma ve sonrasında hangi yasal hakları olduğunu öğrenmelerini sağlamak amacıyla bu bilgiler hazırlanmıştır.



ANAYASA

Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasası kadın ve erkek arasında tam bir eşitlik içermektedir. Özel bir kaç madde dışında "herkes, herkim, hiç kimse" gibi ayrımcılık içermeyen kavramlar kullanılmıştır. Anayasanın genelindeki bu eşitlikçi yaklaşıma ek olarak eşitlik ilkesi 10. maddeyle ayrıca güvence altına alınmıştır. Bu madde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" şeklindedir.

Madde 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 07/05/2004 - 5170 S.K./1. md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Madde 50 - Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.

Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.

Dinlenmek çalışanların hakkıdır.

Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.



YENİ TÜRK MEDENİ KANUNU HÜKÜMLERİ



• Yeni Medeni Yasada aile reisliği kaldırılmış ve eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetecekleri düzenlenmiştir. (EVLİLİK İÇERİSİNDE KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ)



• Eski kanunda evlilik birliğini temsil yetkisi (bazı hususlarda karının da temsil yetkisi vardır) kocaya aittir. Yeni Yasada temsil yetkisi eşlerin her ikisine birlikte verilmiştir.



• Eski Medeni Kanuna göre evin ve çocukların geçimi kocaya ait iken Yeni Medeni Yasada, eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar şeklinde düzenleme yapılmıştır.



• Yine kanunla, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği kabul edilmiştir.



• Evin seçimini kocanın yapacağı hükmü değiştirilerek, eşlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiştir.(YAŞAYACAĞINIZ EVİ BİRLİKTE SEÇEBİLİRSİNİZ)



• Kadına, "önceki" soyadını kocasının soyadından önce gelmek üzere kullanabilme hakkı veren ve daha önceden yapılmış olan (1997 yılında) değişiklik yeni yasada aynen benimsenmiştir. (EVLİLİKTEN SONRA DA ÖNCEKİ SOYADINIZI KULLANABİLİRSİNİZ)



• Yeni Yasa ile evlenme yaşı kadın ve erkek için eşitlenerek yükseltilmiştir. Aile izni ile evlenme halinde 17 yaşını doldurmak, mahkeme kararıyla evlenme durumunda 16 yaşını doldurmak şartı getirilmiştir. (KADIN-ERKEK 17 YAŞINI DOLDURMADAN EVLENEMEZ)



• Daha önce evlenmek için müracat yeri, erkeğin oturduğu yer evlendirme memurluğu iken Yeni Yasada kadın veya erkeğin oturduğu yer evlendirme memurluğu olarak düzenlenmiştir.



• Eski Medeni Kanuna göre eşlerin velayeti birlikte kullanacağı, anlaşmazlık halinde ise babanın reyinin üstün olacağı hükmü değiştirilerek eşlerin velayeti birlikte kullanacakları düzenlenmiştir. Anlaşmazlık halinde ise hakim karar verecektir. (ÇOCUKLARIN VELAYETİNİ KULLANIRKEN ORTAK VE EŞİT HAKLARA SAHİPSİNİZ)



• Yeni Medeni Yasada eşlerden birinin meslek ve iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda olmadığı hükmü getirilmiştir. Bu düzenlemeyle eşler mesleklerini diğer eşten izin almadan sürdürebilecektir. (MESLEK VE İŞ SEÇİMİNDE KOCANIZIN İZNİNİ ALMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ)



• Yeni kanunla eşler arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmış olup, mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez.



• Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. (KOCANIZIN MALLARI ÜZERİNDEKİ TASARRUF YETKİSİNİN SINIRLANDIRILMASINI HAKİMDEN İSTEYEBİLİRSİNİZ)



• Birliğin korunması için; Eşler birlikte yaşarken; Eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde; Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. (EŞLER BİRLİKTE YAŞARKEN VEYA HAKLI SEBEPLE AYRI YAŞARKEN DURUM GEREKTİRDİĞİNDE TEDBİR NAFAKASI BAĞLANMASINI, KONUT VE EV EŞYASINDAN YARARLANMA KONUSUNDA KARAR VERİLMESİNİ TALEP EDEBİLİRLER)



• Yeni Medeni yasa ile Aile Konutu kavramı gelmiş ve Eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı kabul edilmiştir. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilecektir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin (aile konutu şerhi) verilmesini isteyebilir. ( İKAMETGAH BELGESİ VE NÜFUS KİMLİK BELGESİ İLE TAPU KÜTÜĞÜNE KOYDURACAĞINIZ AİLE KONUTU ŞERHİ İLE, YAŞADIĞINIZ KONUTU EŞİNİZİN SİZİN RIZANIZ OLMADAN SATMASINI VEYA EV SAHİBİNE BİLDİRİMDE BULUNARAK KİRA SÖZLEŞMESİNİ SONA ERDİRMESİNİ ENGELLEYEBİLİRSİNİZ)



• Yeni Medeni kanuna göre boşanma sebepleri; Zina, Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, Terk, Akıl hastalığı, Evlilik birliğinin sarsılması olarak belirtilmiştir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.



• Daha önce boşanma davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı ya da davadan önce eşlerin birlikte altı ay oturdukları yer mahkemesi iken, yeni yasa ile boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri (Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir) veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. (YERLEŞMEK AMACIYLA / SÜREKLİ KALMAK NİYETİYLE OTURDUĞUNUZ YERDE DE BOŞANMA DAVASI AÇABİLİRSİNİZ)



• Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. (Tedbir nafakası ve diğer tedbirler) (BOŞANMA DAVASI AÇILINCA DAVA TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE KENDİNİZ VE ÇOCUKLARINIZ İÇİN TEDBİR NAFAKASI İSTEYEBİLİRSİNİZ)



• Genel hükümlere göre boşanmadan sonra nafaka davalarının açılma yeri davalının ikametgahı yer mahkemesidir. Yeni Yasada ise davacının ikametgahı yer mahkemesi yetkili kılınmıştır. (BOŞANMADAN SONRA AÇILACAK NAFAKANIN ARTIRILMASI DAVASINI KENDİ YERLEŞİM YERİ MAHKEMENİZDE AÇABİLİRSİNİZ)



• Yeni Yasada "edinilmiş mallara katılma" rejimi getirilmiştir. Yeni rejime göre yine eşler evlenirken başka bir rejim seçmemişlerse evlilik birliğinin kurulmasından sonra her eşin karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri evliliğin sona ermesiyle eşit olarak paylaşılır (Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
4. Kişisel mallarının gelirleri,
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.)

Kişisel mallar ise sahiplerinde kalır. (Kişisel mallar; Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları, kişisel mallar yerine geçen değerler.) (01.01.2002 TARİHİNDEN SONRA EDİNİLEN MALLARDA KOCANIZ ADINA KAYITLI OLSA DAHİ SİZİN DE MAL REJİMİNİN TASFİYESİ İLE VE AYRICA VARSA KATKI ALACAĞI TALEP HAKKINIZ VAR. EV İÇİNDEKİ EMEĞİNİZ AİLENİN GEÇİMİNE KATKI OLARAK DEĞERLENDİRİLECEKTİR.)



• Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.



• Yeni yasa ile; mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye durumunda, eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Kanun gereği Mal rejimi boşanma davası açılması tarihinde sona ermiş olmaktadır. Bu sebeple mal rejimini tasfiyesi ve katkı payı alacağı için mal rejiminin sora ermesinden (yani boşanma davasını açıldığı tarihten), malın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içerisinde ve her halükarda 5 yıl içerisinde ayrıca harcı verilerek dava açılması gerekmektedir.(BOŞANMA DAVASI AÇILMAKLA MALLAR VE ALACAKLAR MAHKEMECE KENDİLİĞİNDEN AYRILIP PAYLAŞTIRILMAZ, MAL REJİMİNİN TASFİYESİ VE KATKI ALACAĞI BOŞANMANIN EKİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR, AYRICA HARCI VERİLEREK DAVA AÇILMASI VE TALEPTE BULUNULMASI GEREKMEKTEDİR) (AYRICA ÇEYİZ VE EV EŞYANIZ İLE ZİYNET EŞYANIZIN İADESİ VEYA BEDELİNİN ÖDENMESİNİ DE BOŞANMA DAVASI İLE YADA AYRI BİR DAVA İLE HARCINI VEREREK İSTEYEBİLİRSİNİZ)



• Mal rejimini sona ermesi ve tasfiyede; her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir.



• Boşanmada maddi ve manevi tazminat; mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (BOŞANMA DAVASI DEVAM ETTİĞİ SÜRECE HÜKÜM VERİLİNCEYE KADAR, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEME HAKKINIZ VARDIR)



• Boşanmada yoksulluk nafakası; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (YOKSULLUK NAFAKASI BAĞLANMASI MUTLAKA TALEBE BAĞLIDIR, TALEBİNİZ OLMADAN MAHKEMECE RE’SEN BOŞANMA SONUCUNDA YOKSULLUK NAFAKASI BAĞLANMAZ)



• Boşanmada velayet; mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Söz.uyarınca çocukların dinlenmesi, onların ifade edeceği görüşe de önem verilip karar verilmesi gerekir) ÖNCELİKLE KÜÇÜK ÇOCUKLARIN ANNE BAKIM VE ŞEFKATİNE MUHTAÇ OLUP OLMADIKLARI GÖZÖNÜNDE TUTULARAK VELAYET DÜZENLENECEKTİR. Velayet kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. (ÇOCUKLAR İÇİN İŞTİRAK NAFAKASINI HER ZAMAN İSTEYEBİLİRSİNİZ, BOŞANMA DURUMUNDA ÇOCUKLARIN VELAYETİNİ VE ONLAR İÇİN NAFAKA İSTEYEBİLİRSİNİZ)
Alıntı ile Cevapla