Syst3m
23 August 2009, 19:52
İslam[Only Registered Users Can See Links] Allah'a teslim olmaktır. Müslüman da[Only Registered Users Can See Links] Allah'a teslim olmuş ve bu teslimiyetini söz[Only Registered Users Can See Links] davranış ve haliyle sürekli şükür içinde bulunarak yaşayan insanlara denir. Kısacası[Only Registered Users Can See Links] "Ben Müslüman'ım" demekle iş bitmemektedir. Asıl olan yaşamaktır.
"Ben Müslüman'ım" sözünü hayatımızla tasdik etmektir. Yani hayatımız[Only Registered Users Can See Links] her saniyesiyle teslimiyetimizi gösterir hale gelmelidir. Bu durum kimileri için çok kısa bir zamanda elde edilir. Asıl çoğunluk içinse aşılması uzun bir yol haline gelmektedir. Neden kimileri hemencecik sonuca ulaşırken birçok insan uzun bir yol kat etmek zorunda kalmaktadır? Bu sorunun cevabı iki ayrı soruyla anlaşılır hale gelir. Birincisi[Only Registered Users Can See Links] 'İslam'ın temeli ve başlangıcı nedir?' İkincisi de[Only Registered Users Can See Links] 'İslam'ın nihayeti[Only Registered Users Can See Links] yani sonucu nedir?' sorularıdır. Birinci sorunun cevabı şudur: İslam'ın temeli ve başlangıcı iman ve iz'andır. Yani Allah'ın varlığına ve birliğine[Only Registered Users Can See Links] aksine ihtimal vermeyecek derecede inanmak ve gönlünü Hakk'a bağlamaktır. Gönül Hakk'a bağlanınca artık her şey O'nun razı olacağı şekilde gönle girebilir. O'nun hoşnut olmayacağı şeylere gönül kapılarını kapatmak gerekir. İman ve iz'an bu dereceye ulaşmamışsa[Only Registered Users Can See Links] yolun başında oyalanıp durduğumuz için bir türlü sonuna ulaşamayız. İkinci sorunun cevabı da şudur: İslam'ın nihayeti ihsan ve ihlastır. Yani imanla Allah'a bağlanmış gönüllerin sorumluluklarını yerine getirirken[Only Registered Users Can See Links] Allah'ın rızasından başka hiçbir gaye gözetmemekte çok titiz olmalarıdır. Bu titizlik şöyle ifade edilir: Allah'ın seni gördüğünü biliyorsun. Sanki sen de Allah'ı görüyormuşsun gibi ve her an O'nun nezareti altında olduğunu hissederek sorumluluklarını yerine getirmektir. İşin aslını söylemek gerekirse İslam[Only Registered Users Can See Links] işte bu noktaya ulaştıktan sonra yaşanan hayattır. İslam hayatın kendisi olunca[Only Registered Users Can See Links] İslamcılık tabirinin ne kadar yavan ve yapmacık kaldığı da hemen anlaşılır.
EY NEFİS! DİKKAT ET
İman bir bâtın[Only Registered Users Can See Links] İslam ise onun söz[Only Registered Users Can See Links] davranış ve hallerle yaşanıp[Only Registered Users Can See Links] ortaya konulması manasında bir zâhirdir. Hak din dediğimiz İlahî nizam da bu ikisinin toplamından ibarettir. Evet din; iman ve İslam'ın bütün yönleriyle yaşanmasına verilen isimdir ve onu böylece temsil edenlere de (dinci değil) dindar denir. Bil ki Dini sadece bir inançtan ibaret görenler aldanmaktadır. Onu bütün benliği ile kabul edememiş kültür Müslümanları da aldanmaktadır.
Bu bütünlüğe dayanarak amelleri imanın parçası görmek doğru değildir. Amelin farz olduğuna inandığı halde onu tam olarak yerine getiremeyenler günahkar olsalar da yine mümindirler.
BU HATALARDAN SAKIN
Dini sırf bir vicdan meselesi gibi görenler iki türlü hata ederler. Bu hatalardan sakın. Birincisi[Only Registered Users Can See Links] dinin ruhuna saygısızlık etmiş olurlar. İkincisi de hadlerini fazlasıyla aşmış olurlar. Din akıl ister[Only Registered Users Can See Links] akıl da düşünmek ister. Din akıl ve şuur sahiplerini muhatap alır. Çünkü inanmak için akıl ve şuur lazımdır. Akıllı ve düşünceli olanlar düşünür[Only Registered Users Can See Links] değerlendirir ve kendi tercihlerini ortaya koyarak iman ederler. Din de onları yine kendi irade ve seçenekleriyle hem dünyada hem de ahirette sevinecekleri yollara yönlendirir. Akıl ve irade mahrumları sorumlu tutulmamışlardır. Dolayısıyla onları hayra sevk etmek gibi bir iltifat da söz konusu değildir. Bütün peygamberler temelde aynı şeyi getirmiştir. Bu espriye binaen İslam[Only Registered Users Can See Links] diğer dinlerin de koruyucusu[Only Registered Users Can See Links] şahidi ve dayanağıdır. Bu sebeple İslam'ı yeniden ihya etmek[Only Registered Users Can See Links] diğer peygamberlere inananların inançlarını revize etmek[Only Registered Users Can See Links] eksik ve noksanlarını tamamlamak ve yeni ufuklar açarak bir manada onları da ihya etmek sayılacaktır. Kaynaklarının bir olması bu konuda en büyük ümit verici sebeptir.
"Ben Müslüman'ım" sözünü hayatımızla tasdik etmektir. Yani hayatımız[Only Registered Users Can See Links] her saniyesiyle teslimiyetimizi gösterir hale gelmelidir. Bu durum kimileri için çok kısa bir zamanda elde edilir. Asıl çoğunluk içinse aşılması uzun bir yol haline gelmektedir. Neden kimileri hemencecik sonuca ulaşırken birçok insan uzun bir yol kat etmek zorunda kalmaktadır? Bu sorunun cevabı iki ayrı soruyla anlaşılır hale gelir. Birincisi[Only Registered Users Can See Links] 'İslam'ın temeli ve başlangıcı nedir?' İkincisi de[Only Registered Users Can See Links] 'İslam'ın nihayeti[Only Registered Users Can See Links] yani sonucu nedir?' sorularıdır. Birinci sorunun cevabı şudur: İslam'ın temeli ve başlangıcı iman ve iz'andır. Yani Allah'ın varlığına ve birliğine[Only Registered Users Can See Links] aksine ihtimal vermeyecek derecede inanmak ve gönlünü Hakk'a bağlamaktır. Gönül Hakk'a bağlanınca artık her şey O'nun razı olacağı şekilde gönle girebilir. O'nun hoşnut olmayacağı şeylere gönül kapılarını kapatmak gerekir. İman ve iz'an bu dereceye ulaşmamışsa[Only Registered Users Can See Links] yolun başında oyalanıp durduğumuz için bir türlü sonuna ulaşamayız. İkinci sorunun cevabı da şudur: İslam'ın nihayeti ihsan ve ihlastır. Yani imanla Allah'a bağlanmış gönüllerin sorumluluklarını yerine getirirken[Only Registered Users Can See Links] Allah'ın rızasından başka hiçbir gaye gözetmemekte çok titiz olmalarıdır. Bu titizlik şöyle ifade edilir: Allah'ın seni gördüğünü biliyorsun. Sanki sen de Allah'ı görüyormuşsun gibi ve her an O'nun nezareti altında olduğunu hissederek sorumluluklarını yerine getirmektir. İşin aslını söylemek gerekirse İslam[Only Registered Users Can See Links] işte bu noktaya ulaştıktan sonra yaşanan hayattır. İslam hayatın kendisi olunca[Only Registered Users Can See Links] İslamcılık tabirinin ne kadar yavan ve yapmacık kaldığı da hemen anlaşılır.
EY NEFİS! DİKKAT ET
İman bir bâtın[Only Registered Users Can See Links] İslam ise onun söz[Only Registered Users Can See Links] davranış ve hallerle yaşanıp[Only Registered Users Can See Links] ortaya konulması manasında bir zâhirdir. Hak din dediğimiz İlahî nizam da bu ikisinin toplamından ibarettir. Evet din; iman ve İslam'ın bütün yönleriyle yaşanmasına verilen isimdir ve onu böylece temsil edenlere de (dinci değil) dindar denir. Bil ki Dini sadece bir inançtan ibaret görenler aldanmaktadır. Onu bütün benliği ile kabul edememiş kültür Müslümanları da aldanmaktadır.
Bu bütünlüğe dayanarak amelleri imanın parçası görmek doğru değildir. Amelin farz olduğuna inandığı halde onu tam olarak yerine getiremeyenler günahkar olsalar da yine mümindirler.
BU HATALARDAN SAKIN
Dini sırf bir vicdan meselesi gibi görenler iki türlü hata ederler. Bu hatalardan sakın. Birincisi[Only Registered Users Can See Links] dinin ruhuna saygısızlık etmiş olurlar. İkincisi de hadlerini fazlasıyla aşmış olurlar. Din akıl ister[Only Registered Users Can See Links] akıl da düşünmek ister. Din akıl ve şuur sahiplerini muhatap alır. Çünkü inanmak için akıl ve şuur lazımdır. Akıllı ve düşünceli olanlar düşünür[Only Registered Users Can See Links] değerlendirir ve kendi tercihlerini ortaya koyarak iman ederler. Din de onları yine kendi irade ve seçenekleriyle hem dünyada hem de ahirette sevinecekleri yollara yönlendirir. Akıl ve irade mahrumları sorumlu tutulmamışlardır. Dolayısıyla onları hayra sevk etmek gibi bir iltifat da söz konusu değildir. Bütün peygamberler temelde aynı şeyi getirmiştir. Bu espriye binaen İslam[Only Registered Users Can See Links] diğer dinlerin de koruyucusu[Only Registered Users Can See Links] şahidi ve dayanağıdır. Bu sebeple İslam'ı yeniden ihya etmek[Only Registered Users Can See Links] diğer peygamberlere inananların inançlarını revize etmek[Only Registered Users Can See Links] eksik ve noksanlarını tamamlamak ve yeni ufuklar açarak bir manada onları da ihya etmek sayılacaktır. Kaynaklarının bir olması bu konuda en büyük ümit verici sebeptir.