|
|
|
|
|
#1
|
|||
|
|||
|
Mum ışığında mı gelecekti bana gök yüzünde senden başka kimse yokken üstelik bir deli gönlünü aramayısa çıkmışken dünyadan kutupların soğuk sanrılarını taşırkenki gibi gelecekti... ben sustuğumda konuşur muydu acep benimle sevdiğimi söyler miydi yaşamayısı yaşatmayısı da unutturduğu gibi... ağarmış sakalların çocuk dualarını taşır mıydı çantasında gençliğinden vesikalık yaramazlıkları bulunur muydu cüzdanında ölüm olarak mı gelirdi gece güneş olarak mı kaçardı benden yerime üç hayat buldurmak ister miydi anam arkasını dönüp gider miydi... cep telefonu geçer miydi sevişmek için tek renk yalnızlarda mı boyalanmıştı saçların arabeskin kuru üzüm şarabı mıydın hatırlatmanın kusursuzluğuyla; meleklerin indiği şehirden mi unuttuğu köylerden mi uzaktın iki göbek ötesi akrabalarıma... geceleri radyolarda okunan şiirler gibi mi gelecekti bileti benim gibi cebinde miydi seni götürmek için kısa samsun'un is kokulu dumanında çizebilir miydi yüzünü... sorsan söyleyebilir miydi sevdiğini tüm yargıları bir kelimede biriktirip infazlarını korkmadan mı yapacaktı cümlede kim kullanırdı onu senin yanında... susuz demlenen çayların kahve gibi telvesi kalır mıydı dibinde kırk yıl hatrı var mıydı acep kim bilebilme yazgısına sahipti... sesini göremeyip seni duyunca aşık olabilir miydi ölüm çiselerken topuklarımda ateşe atlayan kelebeklerin kaderlerini ağlayabilir miydi satırlara... üst üste üç kez okunabilir miydi mekanı cennet olur muydu cehennemlerimden kaçırırken seni... ateş böcekleri bekçisiyken zindanların aynı yere dua edebilir miydik farklı yağmurlar altıda... evlenme çağındayken öyle de gelir miydi bana çeyizi ile şarabın sevabı kadar sevdim ölmeyi her gece içmeyi... ay yıldız kara sancak yapar da mı yaşardım yoksa hayalimde mi batmazdı titanic... <******> susar da gelir mi senin yanında ya çıkartamaz isem bana da benzerse eğer mezar taşımı yazmadan yetişir mi bana ne dersin... hangi dilde aşık olduğumu bilir misin benden ayrı mı yazılırdın öpüşürken elvedalardan bıkan memleketim kılını kıpırdatır mıydı şarkılarında bile benim için bir cellat keserken başımı tarihe inat yaşatır mıydı beni bağrının çarşambayı sel alan yerinde... yedi gününde haftanın aranan tek tanrısı yalvaracak kadar küçük mü düşerdik yoksa --ondan-- özür dileyecek kadar büyük mü... dağların kısılan seslerinde solacak ilk çiçek ölüm çocuğumla büyüttüğüm sofrada yavan yavan yediğim sevda tokluğu sen kısma kalemini sonuna kadar aç ki kaçsın ecel... ancak kadar kadar mı sevdin yunus emre'm kadar yalan mıydın yoksam acep benden af diler miydi on sekiz yaşım yaptıklarına dair... haberlerde alt yazıydım düşen değeri hatırlarım hala bendeki olduğu kadar ölmekte yitirmiş miydi bir şeyler kendinden ve senden... ışığıyla arar mıydı seni benim gibi dibinde hiç bulamayısacağını bile... Azrail ile anlaşır mıydı onu her an beklemenin mazideki korkaklığıyla mı yazardım seni de yoksa... hiç okunmamış bir alında söylenecek bana hiç sevdalanmamış mecnun terk edilmemiş ben yaşayan çocukluğum ve unutulmamış senle... sahi kaç mezun verdi ki öte taraf lise kitaplarında şimdiye... başka dün de mi gönderiyorsun tanrım yine senin olan ama unuttuğumuz bir şekilde... sevdiklerimin beddualarına verili en güzel cevap mı bu gelen... EY ALLAH'IM bu kadar büyük gönlü boş kalsın diye mi verdin bana...... tutsak aldı yalnızlığın beni ne yüreğinde unuttuğun rüyalar yansır artık gecelere ne aynalar hastalanır gülümsemende ölüm neydi bilmiyorum bu olsa gerek artık ümit bile edemiyorum...... |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin
sen beni bil ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım Yaşayalım kı
öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip içip arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Yaşayalım ki paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi evimizde bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte. Sonra çocuğumuz olmalı düşünsene senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa kötü de olsa yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden. Kavgasız her sabah gürültüyle uyanılmayan sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız... Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken sadece mutluluk olmalı yüzümüzde birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde"....... siyah inci |
|
#3
|
|||
|
|||
|
Geniş bir aşk için yüreğimi daralttım
Öyle ise inceden inceye gel bugün Hançer izinden derin sızı İnsan olmanın kaygısı Ve toprağın kokusu Ve yağmurun sesiyle Ve hangi zamanda bu düğüm çözülür bilmeden Biriktirdiğin bütün hüzünlerinle Kendince gel Kays gibi yansam da çarem yok mudur
Aslı'nın gönlünde Kerem yok mudur Ey Aşk Ben buradayım Sen sevgiliyi çağır Yüreğimden yüreğine bir yol bul Cehennemden uzak Cennete yakın İşte bekliyorum yanmak için Ateş saçan sözlerinle Ey söz Sana tüm aşkların haritasını çıkarabilirim Sevdaların nasıl toprak olduğunu anlatabilirim ya da Kalp ağrılarını Sancılarını Aşkın felsefesini Kimbilir daha başka neleri sunabilirim Ya da bir roman yazabilirim hepsinden berisi Ama kelimeler de biter Suskunluk bir minyatür kalır deri sayfalarda Avcının vurduğu ceylan Sadece ter bırakır avuçlarına Başka şairlerin şiirleri gibi Söz de yandı dilde matem yok mudur Bülbülün sesinde sitem yok mudur Seni yanan yüreğime hapsettim Damarlarımdan kan çekildi Yangını söndürecek su bulamadım Usul bir okşayış Gibi ne varsa titreyen ellerimde Savrulmak isterim rüzgarın önünde Ki gözlerin mezarım olsun Ne gün doğsun oynak Ne gün batsın nazlı Başladığım yerde hep Beklemeliyim bu aşkı Yeni filizler fışkırmalı yüreğimden Yeni çiçekler sürmeliyim bahara Konup arılar bal yapmalı Sonra dağıtmalıyım bu aşk balını Susmalıyım ve daha Konuşmak haram olmalı Bir yol bulmalı Bir yol ah Gözlerinde ölmeliyim Ben ölünce aşk filizlenmeli Ceylan derisini üzerinde taşımalı Zümrüdüanka avcıyı Kaf Dağı'na aşırmalı Aşk için yürekte kasem yok mudur Aşk için kul ben-i adem yok mudur /Ey Aşk ben buradayım Sen sevgiliyi çağır Bir serencam bu bedenim Anlaşılmaz bir serenat Tuzu derin denizlerdeki tat Gelsin ey aşk Gelsin sevgili kor aleviyle/ Geniş bir aşk için yüreğimi daralttım Bir yudum su olsun gözlerinde Dudağımda kuruluğu gidermek için Sana sunmak için kendimi Yanıma aldım Duvardaki gölgem güneşe kalsın Yok olmayı bilmezse aşk içinde gönül Kendine dar gelen mezarı dünya olsun Diyerek sana vardım Al İşte yüreğim Aşk içinde aşka mahrem yok mudur Aşk içinde aşka elem yok mudur...... |
|
#4
|
|||
|
|||
|
Senden ayrılmaktan da nefret ediyorum!!!
Ve sana kavuşmaktan da... Çünkü sana kavuşmakta öncesinde senden ayrı olduğumu hatırlatıyor bana Nefret ediyorum gecelerden Seni benden çalanlarından İçimdeki denizi boşaltan gözlerimden Seni gören sana dokunmayı başaran gözlerimden Nefret ediyorum aynalardan Bana beni hep ayakta gösteriyorlar çünkü İçimde ruhumda gizlediğim yalanın ortaya çıkmamasına yardımcı oluyorlarSenden ayrılmaktan da nefret ediyorum Ve sana kavuşmaktan da Çünkü sana kavuşmakta öncesinde senden ayrı olduğumu hatırlatıyor bana Ama yine de her karşılaşmamızda ![]() Gözlerini her bana dikişinde ![]() Karanlık gecem arasında her belirişinde unutturuyorsun bana geçmişimi Yeni doğan bir bebeğin ciğerlerine dolan hava ilk nefes nasıl ağlatıyorsa onu Nasıl acıtıyorsa bedenini o oksijen sende yokluğunla acıtıyorsun bedenimiSanki ilk nefesimmişsin gibi ilk gülüşümVe aynı zamanda son gülüşüm ve son nefesim… Son bir defa daha görebilseydim seni Senden ayrılmaktan da nefret ediyorum Ve sana kavuşmaktan da Çünkü sana kavuşmakta öncesinde senden ayrı olduğumu hatırlatıyor bana Yeniden dolsaydın taze bir nefes gibi bedenime Ve haykırabilseydim sana sevgimi en sessiz çığlıklarımla… O zaman belki Belki bende bırakırdım için için aklımı kemirmeyi Bırakırdım eritmeyi bedenimi düşürdüğün yangınla Bırakırdım seni kaybeden benle uğraşmayı ve hatta unuturdum Unuturdum o gözlerini Senide unuturdum Tıpkı kendimi unuttuğum gibi… Çölde kalmış bir insana verilen bir damla su onun için ne kadar gerekliyse bir damla sevgi gerekliydi bana da... Yorulduğum da başımı omzuna koyacağım ağladığım da gözyaşlarımı silecek şefkatiyle koruyup kollayacak çocukca inatlaşmalarımı anlayacak ve masumluğumdan dolayı beni yargılamayacak bir damla sevgi... Bunca zamandır inatla senden istediğim neydi biliyor musun??? Ne para ne pul ne de bir dünya nimeti! Sen de dünyalar kadar olduğunu bildiğim SEVGİYDİ SADECE... Bulunduğum mekan neresi olursa olsun farketmiyor... Otobüste çalışma masamda bağdaş kurarak oturduğum yer soframda boynum hep sola doğru eğiliyor bilinçsiz bir bilinçle... Sanki yanımda sen varsın da omzuna yaslanıp dinlendiriyorum o huzur bilmez ruhumu... Masum bir serseri çocuk var ruhumda tek senle mutlu olacağına inanan tek sendeki sevgiye aç!!! İnat ediyor ayak diriyor ve tek ama tek seni özlüyor!!! |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|